Hamilelikte: 28. Hafta

Bebeğin Boyu ve Ağırlığı 

Hamileliğin 28. haftasında bebeğin boyu yaklaşık 38-39 santim, bir helvacı kabağı kadardır. Ağırlığı yaklaşık 1000 gramdır.

Bebeğin Gelişimi

Tebrikler! Son 3 aylık döneme girmiş bulunmaktasınız.

28. hamilelik haftasında bebeğinizin görme duyusu çoktan gelişti. Gözlerini hareket ettirebilir. Göz kapaklarını da açma kapama hareketi yapabilir. Doğumda tüm bebeklerin gözü mavidir. Ve doğumdan 1 ay sonra göz rengi ortaya çıkar. Bazı bebeklerde göz rengi 6 ay ila 1 yıl arasında değişebilir.

Gebelikte 28. haftada bebekte cilt altı yağlanması hızlanmaya başladı. Doğuma kadar da cilt altı yağlanacak ve bebeğiniz çok sevimli bir hal alacak. Aynı zamanda organlarının çevresi de yağlanıyor.

28 haftalık gebelikte bebeğin vücut sistemleri harika bir şekilde çalışıyor. Dış dünyada nefes almasını sağlayacak şekilde akciğerlerin gelişiminin tamamlanmasına az kaldı. Erken doğum gibi bir durumda bu haftadan sonra bebeklerin tıbbi yardımla da olsa hayatta kalma şansları var.

Beyin hücreleri doğuma kadar gelişmeye devam edeceği için, bebeğin miadında veya miadına yakın bir zamanda doğması avantajlı bir durumdur. Beyinden sinir uçlarına giden bağlantı tamamlandığı için duyuları son derece iyi çalışıyor. Bu sebeple de hareketleri artık çok daha bilinçli.

26 haftalık bebek sesleri artık ayırt edebiliyor. Sizin ve eşinizin sesini çok iyi tanıyor.

Tatma duyusu da çok gelişti. Siz çikolata gibi tatlı bir şey yediğinizde bunu hissediyor ve sıçrama hareketi yapıyor.

Gebeliğin 28. haftasında plasenta, büyüyen bebeğinize enerji ve oksijen sağlayabilmek için büyümeye devam eder. Ağırlığı bu haftada ortalama 400 gram kadardır.

28 Haftalık Gebelik Bebek Hareketleri

Bebeğiniz son 3-4 haftadır anne karnındaki yolculuğunun en hareketli günlerini yaşıyordu. Ancak kilo aldıkça ve büyüdükçe yeri daralıyor. Bu sebeple o çok hareketli döneminde bu hafta son haftası.

Hamilelikte 28. haftada bebek soluk alıp verme çalışmaları sırasında hıçkırmaya devam eder ve siz bu hıçkırıkları ritmik minik zıplamalar şeklinde hissedersiniz. Eşiniz de artık bebeğinizin hareketlerini rahatlıkla hissedebildiği için bu minik zıplamaları birlikte de takip edebilirsiniz.

Ultrason Görüntüsü 

28 haftalık gebelik ultrason görüntülerinde bebeğin başının aşağıya dönmek için pozisyon almaya başladığı görülebilir. Vücudu gayet orantılıdır.

Hala en büyük keyif aldığı şeylerden biri parmak emmek ve göbek kordonunu tutmak olduğu için 28 haftalık ultrason görüntüsünde bu hareketlerinden birini görebilirsiniz.

Kordonu boyun çevresinde dolanmış olabilir. Bebeklerin anne karnındayken göbek kordonunu boynuna dolaması tehlikelidir inancı toplumumuzda yaygındır. Oysa bebeklerin hareketli oldukları dönemlerde kordonun boyunlarına birkaç kez dolanması normaldir. Bu durum, normal doğuma engel diye kesin bir şey söylenemez, hatta genellikle de engel olmaz. Peki, bebeklerin kordonlarının neden çok uzun olduğunu hiç düşündünüz mü? İnsanlarda göbek kordonu uzunluğu, doğumdan sonra annenin bebeğini kucağına alabileceği kadar uzunluktadır.

Anne Vücudundaki Değişiklikler 

28 hafta kaç ay eder? Hamileliğinizin 7. ayının başındasınız ve son 3 aylık dönemdesiniz. (3. trimester)

Karnınız son 3 aylık dönemde çok büyüyecek. Bu büyümeye bağlı olarak da bazı sorunlar yaşayabilirsiniz. İşte 28 haftalık gebelikte annedeki değişiklikler:

– Yorgunluk hissi,

– Bacak krampları,

– El, ayak ve bileklerde hafif şişmeler,

– Sırt ve bel ağrıları,

– Baş ağrısı ve baş dönmesi,

– Nefes darlığı,

– Büyüyen memelerden zaman zaman süt gelmesi,

– Düzensiz gelen yalancı kasılmalar (Braxton Hicks Kasılmaları),

– Bacaklarda varisler,

– Uyku bölünmesi ve uykuya güç dalma.

Dikkat Edilmesi Gerekenler 

Son 3 aylık dönemde doğumla ilgili endişeleriniz artabilir. Tıbbi bir zorunluluk halinde yapılması gereken sezaryen ameliyatı, özellikle de bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde bazı anneler ve bazı doktorlar için sanki bir doğum seçeneği gibi düşünülmektedir. Türkiye sezaryen oranı yüksek ülkeler arasında dünya ikincisi ve Avrupa birincisi haline gelmiştir. Bu durumun sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:

– Anne adaylarının doğum eyleminden korkmaları… Çevrelerinden duydukları olumsuz doğum hikayeleri ve kendi doğum hikayelerinin olumsuz aktarılmış olması, doğum korkusunun en önemli sebepleri arasında yer alır. Bu durum negatif hipnoz etkisi yarattığı için anne adayı ve hatta baba adayı bile normal doğumdan korkabilir,

– Anne adaylarının doğumla ilgili bilgi sahibi olmamaları ve toplumumuzda bu konuda yeterince bilinçlendirme çalışmaları yapılmaması. Ayrıca bazı doktorların anne adaylarını doğru bir şekilde yönlendirmemesi,

– Anne adaylarının doğumu öğrenme çabasının olmaması ve doğuma hazırlık eğitimine katılmamaları (normal doğum oranı yüksek ülkelerde anne adayları doğuma hazırlık kurslarına mutlaka katılırlar),

– Doktorların normal doğum konusunda deneyimlerinin olmaması ve mesleğinin amacı doğurtmak olan ebelere fırsat vermemeleri (Kadın Sağlığı doktorları ihtisaslarını yaparken doğumda bir patoloji çıkması durumunda ne yapılabilir üzerine bir eğitim alırken, ebeler dört yıl boyunca eğitimlerini doğurtma üzerine alırlar),

– Doktorların doğum için hiçbir hazırlık yapmamış olan ve doğumdan korkan anne adaylarını doğum eylemi için zorlamanın gereksiz olduğunu düşünmeleri ve bu sebeple de sezaryene yönelmeleri,

– Doğum ekiplerinin ilaç dışı ağrı kesici yöntemleri bilmemesi ve bu sebeple de ilaçlı yöntemlere başvurmaları. Bu da maalesef doğumun doğasını bozarak sonucun sezaryen olmasına neden olabiliyor,

– Doğumla ilgili olarak doktorların kendilerini geliştirmemiş olmaları. Bu durum doğumun sezaryenle sonuçlanmasına ya da anne adayının doğumu hem fiziksel hem de ruhsal açıdan travmatik bir şekilde deneyimlemesine neden oluyor,

– Doğumla ilgili davaların son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de artması ve doktorların kendilerini riske atmak istememeleri (oysa sezaryenle doğum ve normal doğum arasındaki risk oranı aynıdır),

Doğum birçok kadının ilaç almadan yapabileceği doğal bir eylemdir. Tüm bu yukarıdaki sebepleri göz önüne alırsak önemli olan anne adayının travmatik bir doğum deneyimi yaşamaması olmalıdır. Hem anneler hem de doktor ve ebeler en çok bunu hedeflemelidir. Bunun için de normal doğum arzulayan anne adaylarının yapması gereken ilk şey doğuma hazırlık eğitimi almak olmalıdır. Doğum doktoru ve ebeler de anne adaylarını bu kurslara yönlendirmelidir. Diğer önemli bir nokta ise anne adaylarının ya doğal doğum uygulamalarını bilen ve normal doğum oranı yüksek bir doktor ya da doğumdaki tüm tercihlerini rahatlıkla talep edebileceği ve bunları uygulayabilecek bir doktor seçmeleridir.

Doğuma Hazırlık Kursu Seçiminde Nelere Dikkat Edilmeli? 

Günümüzde hem devlet hastanelerinde hem de özel hastanelerde doğuma hazırlık kursları verilmektedir. Bu kurslarda hem hamilelik süreci hem de doğum ve doğum sonrasını kapsayan bilgiler verilir. Oysa artık gelişmiş ülkelerdeki örnekleri gibi sadece doğum odaklı eğitim veren kurslar da ülkemizde artmaya başladı. Doğum odaklı kurslar, anne ve baba adayını hem fiziksel hem de zihinsel olarak doğum eylemine hazırlar. Bu tür kurslarda çiftlerin doğum korkusunu yenmeleri ve kendilerini doğuma hazır hissetmeleri hedeflenir.

Doğuma Hazırlık Kurslarına Hangi Haftada Katılmalı? 

Genellikle anne ve babalar bu tür kurslara son 3 ay gitmeleri gerektiğini düşünür. Oysa 14 haftadan itibaren çiftler bu kurslara katılabilirler. Ne kadar erken katılım gösterilirse doğuma zihinsel olarak odaklanma da o kadar erken gerçekleşir. Aynı zamanda anne ve baba adayı hamilelik boyunca doğum eylemi için hem fiziksel hem de zihinsel hazırlığını çok daha bilinçli olarak yapabilir